Teröristler muteber tanık, Genelkurmay Başkanı değil

Teröristler muteber tanık, ÜLKENİN GENELKURMAY BAŞKANI DEĞİL.

Türk Ordusunun Komutanı olarak, beraber çalıştığım üst düzey devlet yöneticilerini tanık olarak gösterdim ve Mahkeme tarafından dinlenmesini istedim.

Mahkeme bu isteğimizi reddetti.

Türkiye Cumhuriyetinde devlet protokolü açısından 4 no.lu sırada bulunan bir kişinin, devletin üst düzey yöneticilerini tanık olarak göstermesinden daha doğal bir şey olamaz.

Ancak, burada doğal olmayan başka bir şey vardır.

Tanık olarak dinlenilmeleri istenen üst düzey devlet yöneticileri, kendileri tarafından Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilen kişinin, iddiaya göre; cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasına kısmen veya tamamen engellenmeye çalıştığı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin başı ve üyeleridir.

Eğer ileri sürülen bu iddia ciddiyse ve Türkiye Ciddi bir hukuk devletiyse, mağdur durumda oldukları düşünülen bu üst düzey devlet yöneticilerinin; iddia makamının talebi ile Mahkeme tarafından kamu tanıkları olarak dinlenmeleri gerekirdi.

Ama, Türkiye’de hukuk alanında o kadar büyük hukuk cinayetleri yaşanıyor ki, bunların sonucu olarak da mağdurların sanık tarafından tanık gösterilmesi gibi, dünyada emsali bulunmayan hukuk garabeti de ortaya çıkabiliyor.

Sayın Başbakan’ın suçlandığımız konulara ilişkin çeşitli zamanlarda konuşma ve beyanları olmuştur. Bu konuşmaların bizim açımızdan önemi, bunların birer siyasi konuşma olmasından ziyade, bu konuşmaları yapmadan aylar önce tanıklığını talep ettiğimiz bir kişinin hukuki değer taşıyan konuşmaları olmasıdır.

Yapılan bu konuşmalara dikkatle bakılırsa, iddianamede bize yöneltilen suçlamalara karşı bir isyan ve reddedilişin olduğu açıkça görülebilir.

Mahkeme bu beyanları bu açıdan görmemezlikten gelemez. Aksi takdirde, yine diğer zamanlarda olduğu gibi yeni bir hukuk cinayetine neden olabilir.

Özellikle, 2008 – 2009 yılları arasında beraber görev yatığımız üst düzey silah arkadaşlarımı da 30 Mayıs 2012 tarihinde resmen tanık olarak gösterdim ve Mahkeme tarafından dinlenilmesini talep ettim.

Mahkeme bu isteğimizi de neredeyse sekiz ay geçtikten sonra reddetti.

Tanık olmalarını istediğim, değerli komutan arkadaşlarım; 18 Şubat 2013 günü Silivri’ye geldiler ve Mahkeme tarafından dinlenilmelerini beklediler. Gün boyunca Silivri’de Cezaevi kampüsün de sabırla bekleyen, değerli arkadaşlarıma da teşekkür ederim.

Ceza Muhakemeleri kanunun 178. maddesine göre; mahkeme bu kişileri tanık olarak dinlemek zorundadır. Böyle bir talebin reddedilmesi, yine Ceza Muhakemeleri Kanunun 289/h maddesine göre, Yargıtay için mutlak bir bozma nedenidir. Bu konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun da kararı vardır.

Buna rağmen, Mahkeme tanık dinleme taleplerini, büyük bir cesaretle reddetmiştir. Bu inanılmaz bir karardır, inanılmaz bir durumdur. Bunu hiç kimse izah edemez.

O zaman, bu Mahkeme bu şekilde davranabilme gücünü nereden almaktadır? Neye güvenmektedir?

Bu duruma Türkiye’de yargı erki ve yasama erki daha ne kadar seyirci olmaya devam edecektir?

Yüce Türk Milleti;
Senin adına yargılama yaptığını ifade eden Mahkeme, terörist Şemdin Sakık’ı muteber bir tanık olarak dinlemiş buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti’nin Genelkurmay Başkanlığını yapmış emekli Orgeneral Işık Koşaner ile Kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı’nın tanıklığına itibar etmemiş ve onları dinlememiştir.

Bu şekilde hareket edebilen bir Mahkemenin adil yargılama yaptığını ve neticede de adil bir karara ulaşabileceğini beklemek mümkün mü dür? Elbette hayır!

(E) Org. M. İlker Başbuğ