Meşruiyetini yitiren mahkemeler

Geçtiğimiz günlerde, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hazırlanan bir çizelgeye dayanarak, mahkemede 2 saat 18 dakika konuştuğum ve savunma yaptığım şeklinde bir haber medyada yer aldı.

Kimsenin bu haberi sorgulamaması üzerine, bu konuya bir açıklık getirilmesinin uygun olacağını düşündüm.

Bugüne kadar geçen sürede, sadece 27 Mart 2012 günü yapılan duruşmada konuştum. Konuşmanın amacı da neden mahkemede savunma yapmayacağımı açıklamaktı. Bu konuşma, duruşma tutanaklarında 1,5 sayfayı kapsamaktadır. Okunması da olsa, olsa en fazla 10 dakika sürmüş olabilir.

Konuşmada özellikle şu noktalara değinmiştim:

“Bana terör örgütü yöneticisi diyenlere şaşarım. Bu suçlama hiçbir zaman kişisel bir suçlama olarak kabul edilemez. Şahsım üzerinden Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yöneltilen ağır bir suçlamadır. Bu suçlama aynı zamanda siyaseten devletimize de yöneltilen son derece ağır ve haksız bir ithamdır.

Bugün, burada savunma yapmayacağım ve hiçbir soruya da cevap vermeyeceğim.

Türk Ordusunun üniformasını onur ve gururla taşıdığım 53 yıl boyunca, vatanıma, milletime, devletime ve orduma sadakatle hizmet ettim.

Aksini iddia edenleri bugün benim, yarın ise tarihin affetmeyeceğine inanıyorum.” (Konuşmanın tam metni için tıklayınız)

Konuşmam 10 dakika sürdü ise geriye kalan 2 saat 8 dakikada ne oldu?

Bu süre, Mahkeme Başkanı’nın Savcılık Sorgu Tutanağını okuması ve kamuoyunda büyük tartışmalara ve tepkilere neden olan, iddianamede olmayan, bazı soruların tarafıma yöneltilmesi ile geçmiştir.

Yöneltilen bu sorulara da cevap verilmemiştir.

Hal böyle iken, Mahkeme tarafından 2 saat 18 dakika konuşma yapıldığının ileri sürülmesini anlamak mümkün değildir.

27 Mart 2012 günü bütün gücümle isyan ettiğim durum, her geçen gün herkes tarafından da açıkça görülmekte ve anlaşılmaktadır.

Silivri’de yaşanan hukuk cinayetleri o kadar büyük boyuta ulaşmıştır ki, artık mızrak çuvala sığmamaktadır.

Bunun son örneği de; darbe iddialarının mağduru durumunda olan Hükümetin bir üyesinin yapmış olduğu bir konuşmada söylediği şu sözlerde görülmektedir:

Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ’un terör örgütü üyesi olarak nitelendirilmesi, bu davaların MEŞRUİYETİNE gölge düşürmüştür.

Bu cümle önemlidir ve çok anlamlıdır.

Meşru sözcüğü esas itibarıyla yasallık anlamına gelmektedir. Ancak, aynı zamanda toplumun kabul etmesi, benimsemesi ve desteklemesi anlamlarını da taşımaktadır.

Hem bu mahkemelerin Türk Milleti adına yargı yetkisini kullandığını söylemek, hem de aynı mahkemelerin Türk Milleti’nin gözündeki meşruiyetini yitirdiğini ileri sürmek, ülkedeki çok şeyin tükenme noktasına gelmekte olduğu anlamına gelir.

Umarız, elde kalan mevcut zaman tükenmeden, yetkili ve sorumlu makamlar, üzerlerine düşen tarihi görev ve sorumlulukları gecikmeden yerine getirirler.

(E) Org. M. İlker Başbuğ