Ergenekon’dan Çıkış

15 Ergenekon'dan Çıkış“Ergenekon’dan Çıkış” kitabı neden yazıldı?
Türkiye’nin 26.Genelkurmay Başkanı olarak, emekli olmuş olsamda, hala bazı sorumluluklar taşıdığımı düşünüyorum.

Birinci sorumluluğum; FETÖ komploları sürecinde hayatlarını kaybedenlere, bu komploların şehitlerine karşıdır. Abdülkerim Kırca, Ali Tatar, Berk Erden, Cem Aziz Çakmak, İlhan Selçuk, Kuddusi Okkır, Kaşif Kozinoğlu, Kemal Yavuz, Muzaffer Tekin, Murat Özenalp ve Türkan Saylan bu süreçte hayatlarını kaybettiler. Onları bugün geriye getirebilecek bir güç yok. Onların ruhlarını rahatlatabilecek tek şey; hayatlarına mal olan “komploların” ortaya çıkarılması ve “komploları” gerçekleştirenlerin layık oldukları cezalara çarptırıldıklarını uzaktan seyretmeleri, işitebilmeleridir.

İkinci sorumluluğum; Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşıdır. Bu komploların hedefinde Türk Ordusu bulunmaktadır. Asıl hedef Türk Milleti ile Türk Ordusu arasındaki “tarihi bağı” koparmaktır. Komplocular bu hedeflerine ulaşamadılar. Ancak, Türk Ordusu’na ciddi şekilde zarar verdiler. Bu nedenle, komploların planlayıcı ve uygulayıcılarının adil şekilde yargılanarak, cezalandırılmaları ortak istektir.

Üçüncü sorumluluğum; özellikle Beşiktaş Adliyesi’nde ifade verirken, kendilerini Türk topraklarında “yabancı bir ordunun askeri” gibi hisseden, bu acıyı yaşayan silah arkadaşlarıma karşıdır. Aslında onlar Türk topraklarında, yine Türk Ordusu’nun birer askeri iken, onları yargılayanlar, Türk topraklarında Türk askerine “düşman ordusu hukuku” uygulayan zavallılardı.

Dördüncü sorumluluğum; tarihe karşıdır. İleride mutlaka birileri bu dönemin tarihini sebep ve sonuç ilişkilerine dayanarak yazacaktır. İşte onlara yardımcı olmayı da bir görev olarak kabul ediyorum.

Kitabın Birinci Kısmında; “Tarihe Düşülen Notlar” başlığı altında; “yaşanılan komploların” nedenleri ve nasıl planlanıp uygulandıkları incelenmektedir. Bu kısım “Aklımıza Takılan Haklı Sorular” bölümü ile tamamlanmaktadır.

İkinci Kısımda ise; Silivri’de bulunduğum süreçte yazmış olduğum yazılardan seçilenler yer almaktadır. Silivri’de mahkemede savunma yapmayı reddettiğim için “asıl savunmamı” Silivri’den yazdığım yazılarla Türk Milleti’ne karşı yapmıştım. İkinci Kısım, “Türk Milleti’ne Savunmam” bölümü ile başlamaktadır. Silivri’de bulunduğum süreçte, Türkiye’nin her tarafından, her kesiminden ve yurt dışından çok sayıda mektup aldım. O an mektup gönderenlere teker teker teşekkür edemedim. O zor günlerde yazdıkları mektuplarla, isim ve adreslerini de hiç çekinmeden yazan o cesur insanlara çok teşekkür ederim. Bize güç verdiler.

Üçüncü Kısımda; Silivri’ye gönderilen bu mektuplardan, seçilmiş olanlar okuyuculara sunulmaktadır. Yeni bir yılın ilk günlerindeyiz. Bundan yüz yıl önce bugünlerde Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Atatürk, gerçekleştirdiği mucize ile Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Türk Milleti’ne de “çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkılması hedefini” verdi. Unutulmasın ki, bu hedefe ulaşmanın vazgeçilmez şartlarından birisi, “hukukun üstünlüğünü” bu ülkede hâkim kılmaktır.

İlker Başbuğ
Ocak, 2019
İstanbul

2 yorum

  • Saygıdeğer paşam,size ve silah arkadaşlarınıza yapılan sizlere değil,bu vatana yapılan ihanettir,bunu yapanların vicdanlari yoktur insanlıktan çıkmışlardır,bir Türk kadını olarak Atatürk e ve sizin gibi şerefli komutanlara minnet borçluyum,bugun bu ülkede kadınların hakkı varsa Yüce Atatürk ve sizin gibi Komutanlarin sayesindedir,minnet ve şükranla önünüzde saygıyla eğiliyorum.

  • Paşam,kitabinizi aldım,bir günde okudum,hayatimda bu hızda okuduğum başka kitap yoktur.Kaleminize,yureginize sağlık,Yuce Allah, sizlere bunları yapanlardan bu dünyada hesap sorsun,ahirete bırakmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.