Hukukçuların Değerlendirmeleri

6 Ocak 2012 tarihinden beri Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İlker Başbuğ hakkında,  Eski Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami SELÇUK ve yürürlükteki Türk Ceza Kanunu’nun hazırlanmasında görev almış Prof. Dr. İzzet ÖZGENÇ gibi saygın hukukçuların güncel değerlendirmeleri;

1. Sayın Prof. Dr. Sami SELÇUK:

Genelkurmay Başkanlığı yapmış birinin terörle savaşta görevini savsaklama suçunu işlemesi söz konusu olabilir, ama terör suçunu işlemesi bir düştür. Tutuklanması ise bir skandaldır. Çünkü tutuklanma önlemdir, takdire bağlıdır. Yargının önünden kaçabilecek bir Genelkurmay Başkanı ancak düşlerde ya da Hitler, Stalin, Mussolini rejimlerinde söz konusu olabilir.1

2. Sayın Prof. Dr. İzzet ÖZGENÇ:

Türkiye’de genelkurmay başkanlığı görevini yapmış ve bu görevden yaş haddinden emekli olarak ayrılmış olan bir kişinin, görevi başında iken terör örgütünün yöneticisi olarak faaliyet icra ettiğini iddia etmek, bir akıl tutulmasının yansımasıdır.

Bu iddia, Cumhuriyet savcılığı görevi ile bağdaşır bir yaklaşım çerçevesinde yapılan bir değerlendirme sonucu varılan bir kanaat ürünü değildir. Aynı değerlendirme, söz konusu iddianın yer aldığı iddianameyi kabul eden hakimlerin kararı bakımından da geçerlidir.

İlgili davanın sanığı olan kişiyi, toprak altından çıkarılan bazı askeri mühimmat arasında yer alan havan toplarını, bu nedenle başlatılan soruşturmalar devam ederken televizyonlarda yaptığı açıklamalarla “su” veya “soba borusu”na benzetmekle, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüsten dolayı suçlayabilir ve yargılayabilirsiniz. Keza, bahsi geçen kişiyi, “darbe planı” olduğu ileri sürülen çeşitli askeri belge ve kaydı, bu nedenle başlatılan soruşturmalar devam ederken televizyonlarda yaptığı açıklamalarla “kağıt parçası”na benzetmekle, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüsten dolayı suçlayabilir ve yargılayabilirsiniz. Ama terör örgütünün yöneticisi olmaktan dolayı asla. Aksi takdirde, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve bu devletin kurum ve kuruluşları arasında uyumlu çalışmayı sağlamakla görevli kamu otoritelerinin varlığını inkâr etmiş olursunuz.

Bahsi geçen kişinin terör örgütünün yöneticisi olmaktan dolayı tutuklanması yönünde verilen kararlar da, hukuken sorunludur. Bahsi geçen kişi, sadece genelkurmay başkanı olarak görev yaptığı sırada, genelkurmay başkanı olarak görev yaptığı sürece terör örgütünün yöneticisi olmakla suçlanmaktadır. Başka bir ifadeyle, iddianameye göre suçun işlendiği zaman, bahsi geçen kişinin genelkurmay başkanı olarak görev yaptığı süredir. Buna karşılık, bahsi geçen kişi, yaş haddinden emeklilik dolayısıyla genelkurmay başkanlığı görevinden ayrıldıktan sonraki evre ile ilgili olarak terör örgütü yöneticisi olmakla suçlanmamaktadır. Edindiğimiz izlenime göre, bahsi geçen kişinin, genelkurmay başkanlığı görevinden yaş haddinden emeklilik dolayısıyla ayrılması, “terör örgütü yöneticiliğinden de ayrılma sebebi” (?) olarak değerlendirilmiştir. Eğer bahsi geçen kişinin terör örgütü yöneticiliği görevi, genelkurmay başkanlığı görevinden yaş haddinden emeklilik dolayısıyla ayrılmakla sona ermiş ise, bu “suç”tan dolayı artık tutuklanmadan da yargılanabilmelidir. Emeklilik dolayısıyla “terör örgütü yöneticiliği”nden ayrılmış olduğunun kabulü karşısında, bahsi geçen kişinin, artık delilleri karartma tehlikesi de ortadan kalkmış olmalıdır. Eğer kaçacağı düşünülüyorsa, tutuklanması yerine yurt dışına çıkışının yasaklanması (CMK, m. 109), amaca hizmet etmez mi?

Bir an evvel bu hukuki ayıbın telafi edilmesi gerekir.

Hemen belirtmemiz gerekir ki, yetkili kamu otoritesi olarak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, yargılamanın halen devam etmekte olması itibarıyla, bu sorunla ilgili olarak kendisine terettüp eden görevi yerine getirmemiştir ve getirmemektedir.2

1 Cumhuriyet Gazetesi, sayfa 13, 17 Eylül 2012
2 Suç Örgütleri, 4. Baskı, sayfa 17, dipnot 17

İlker Başbuğ hakkında daha önce söylenen ve yazılanları görmek için buraya tıklayabilirsiniz.