Gaziantep Mesajı

Gaziantep’te masum çocuklarımız Melisa, Gülperi, Sena ve Süleyman ile beş kardeşimizin bir terör olayında hayatlarını kaybetmelerinin yüreklerimizde yarattığı acı çok büyüktür.

Son günlerde Şırnak ve Hakkari’de şehit verdiğimiz Mehmetçiklerde dahil, hepsi için Allah’tan rahmet diliyor, ailelerinin derin acısını paylaşıyoruz.

Türkiye neredeyse 30 yıldır terörler uğraşıyor, ancak hala terörün ne olduğunu tam anlayabilmiş değil.

Terör, teröristin hedefi siyasidir. Bu hedefe ulaşmak için de öncelikli olarak elindeki silahı kullanır.

Bu nedenle devletlerin terörle mücadeledeki asıl hedefi teröristin elindeki silahı koşulsuz olarak bırakmaya zorlanmasıdır. Silah bırakma kararı, terör örgütünün silahlı kanadı  tarafından verilecektir. Örgütün lider kadroları bu kararı  kolaylıkla veremez. Onların bu kararı alamaya zorlanması  şarttır.

Peki bu nasıl sağlanacaktır? Asıl soruda işte budur. İlk önce örgüt Irak’ın kuzeyinde kendisine yer olmadığını görmeli ve anlamalıdır.

Örgüt tarafından Irak’ın kuzeyinde bulunan “güvenli bölgelerin “ kullanılmasına, Türkiye askeri, ekonomik ve uluslar arası diplomasi dahil bütün olanaklarını kullanarak mutlaka, ama mutlaka son vermelidir.

Başımızı  kuma gömmeyelim. Bu konudaki istatistiki bilgiler ortadadır:

Sınır komşusu ülkelerde “güvenli bölgelere” sahip olan ve topraklarında bulunduğu ülkelerden de ihtiyacı olan desteği alan terör örgütlerinin varlıklarını koruma, devam ettirme olasılığı %5’lerden %43’lere çıkmaktadır.

İkincisi ise, örgüte katılımların etkin şekilde kontrol altına alınması ve teröristlerin dağdan inmelerini teşvik edecek tedbirlerin uygulanmasıdır.

Terör eylemleri devam ederken, örgüt silah bırakmadan devletlerin adım atmaya kalkması teröre taviz verilmesi olarak değerlendirilir.

Türkiye Güvenlik Kuvvetleriyle terörle mücadelesini sürdürürken ve şehit verilirken, Silivri’de tuhaf ve acı durumlar yaşanmaktadır. Bunu anlamak için 13. Ağır Ceza Mahkemesinin son aylardaki duruşma tutanaklarına bakılması yeterlidir.

Bugün, pek çok kişi; Silivir’de, gizli tanıklar, itirafçılar, Türk Silahlı Kuvvetlerinden intikam almaktan başka bir şey düşünmeyen kişilerin tanık ifadelerine dayanarak, Türk Ordusunun ve onun komutanlarının canları pahasına yürüttükleri terörle mücadelesinin sorgulandığını ve yargılandığını düşünmektedir.

(E) Org. M. İlker Başbuğ