Bizler Adalet İstiyoruz

7 Mart 2014 günü tahliye oldum, 26 ay cezaevinde kaldıktan sonra. Tahliye olduğum günün akşamı cezaevinden çıkarken “Son silah arkadaşım cezaevinden çıkıncaya kadar mücadeleye devam edeceğim” dedim.

Bugün 21 Haziran 2014, bugün mutluyum. Bu mutluluğumun nedeni, değerli arkadaşım Hurşit Tolon, iki gün önce Balyoz davasından tutuklu bulunan 236 silah arkadaşım ve en son da Hanefi Avcı’nın tahliyesidir.

Bu tahliyeler bütün Türkiye’ye sevinç ve mutluluk getirdi. Bu açıdan gerçekten mutluyuz. Ama unutmayalım ki şu anda halen kamuoyunda Casusluk Davası adıyla bilinen davalarda İzmir ve İstanbul olmak üzere, özellikle İzmir davasında 13 silah arkadaşımız halen tutukludur, ki bunlar gençler. Üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı rütbesinde olan genç subaylardır. Ümit ediyorum ve bekliyorum ki en kısa zamanda bu arkadaşlarımız da hürriyetlerine kavuşacaklardır.

7 Mart 2014’te yaptığım konuşmada ayrıca şunu söyledim; O gün için “yargı alanında ayakta kalan tek kurum Anayasa Mahkemesi” dedim. Anayasa Mahkemesi belki kararlarında geç kaldı diyebilirler ama buna rağmen, Anayasa Mahkemesi gerçekten bu dönemde tarihi bir görevi icra etti. Bunun altını çizmek gerekir. Bu bir borçtur. Daha açık ve net söylemem gerekir ise Anayasa Mahkemesi Türk yargısının namusunu kurtardı.

Yine sevinerek görüyoruz ki son dönemlerde, Anayasa Mahkemesi gibi bizlere güven veren diğer ağır ceza mahkemelerimizi de görmeye başladık. Tabi bu durum gelecek açısında bize ümit vermektedir. Anayasa Mahkemesinin son kararı, aslında Yargıtay’a bir derstir. Verdiği karar bir noktada Ergenekon davası için de geçerlidir.

Bakın, Balyoz davasında Yargıtay’ın 9. Ceza Dairesi 17 duruşma yaptı. Ama kamuoyunun dikkatine bir noktayı sunuyorum; 17 duruşmada avukatlara tek bir soru dahi sormadı. Şimdi soruyorum acaba Yargıtay’ın özellikle 9. Ceza Dairesi’nin başkanlığı ve üyeleri bugün ne düşünüyorlar? Ben bunu çok merak ediyorum. Bunu ifade etmek isterim.

Yine, 7 Mart’ta şunu söyledim; “Benim ve silah arkadaşlarımın, hepimizin elleri de temiz, yürekleri de temiz.” O gün şunu söyledim, bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bizler adalet istiyoruz. Bu kumpası kuranların bulunup, yargı önüne çıkartılıp, gerekli cezaların verilmesini istiyoruz. Bu kumpas kuranların ortada, açıktır. Fazla aramaya gerek yoktur. Bu görev her şeyden evvel iktidara hükümete ve TBMM’ye düşen bir görev olarak görmekteyim.

Bugün mutluyum. Niye mutluyum? Genelkurmay Başkanı iken yaşanan olaylara ilişkin o günlerde söylediğim bütün hususlar, bugün gerçek çıktı. Bu açıdan gerçekten mutluyum. Hatırlayın dedim ki; “Allah Allah diye ordusuna taarruz ettiren bir silahlı kuvvetler, Allah’ın evi camiyi bombalayamaz” dedim. Ne oldu bugün? Bu iftira ve iddianın yalan olduğu ortaya çıktı.

Ne dedim, hatırlayın; “Genç Teğmenler kalkıp kendi komutanlarına suikast içine girmezler” dedim. Ne çıktı? İddianamede bile bu suçlamalar bu teğmenlere yöneltilmedi ve bugün hepsi serbestlerdir. Ama bu insanların hepsi eziyet çekti.

Ne dedim? “Poyrazköy’de boş lav silahlarını asker gömmez” dedim. “Bunu birisi gömdü” dedim. Hanefi Avcı dün ne dedi dikkat ettiniz mi? Tecrübeli bir polis şefidir. Avcı dedi ki ‘Bunları bulanlar bunları gömenlerdir’ dedi. Bundan daha açık bir ifade olur mu işte buyurun. ‘Komploları arayacağız bulacağız’ diyenlere bundan daha iyi ipucu olur mu? Daha iyi ifade olur mu? ‘Bu silahları bu mühimmatı gömenler bunları aynı zamanda bulanlardır’ dedi. Kim gömdü, kim buldu? Biliyoruz Polis buldu.

Genelkurmay Başkanlığı dönemimde yine şu ortaya çıktı. İrtica ile mücadele eylem planı diye bir planın hazırlandığı iddia edildi. Nerede? Genelkurmay’da. Bu özel yetkili mahkeme de bu konuyu inceledi. Herkes inceledi ama böyle iddia edilen bu planın Genelkurmay Başkanlığı’nda hazırlandığına dair en ufak bir emareye bugüne kadar erişilemedi.

‘İnternet andıcı bir suç belgesi değildir’ dedik. Bugüne kadar kimse çıkıp ta internet andıcı bir suç belgesidir diyemedi.

Ben 7 Mart 2014 günü cezaevinden çıktım. O süreçte çeşitli yerlerde, burada olduğu gibi bu insanlarımızla, halkımızla, Türk milleti ile karşı karşıya geldim. Ve halkımızla milletimizle karşı karşıya geldiğimiz her yerde gerçekten yakın bir ilgi sevgi gördüm, saygı gördüm. Bugün o kadar mutluyum ki! Bugün halkımı, milletimi, ben silahlı kuvvetleri de temsil eden bir kişi olarak görüyorum. Bugün görüyorum ki ben ve silahlı kuvvetlerimiz Türk milletinin gönlünde, yüreğinde çok güzel bir yerde. Öyle bir yer ki, ben bu yeri başka hiçbir yere, başka hiçbir makama değişmem.

(E) Org. M. İlker Başbuğ

4 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.