Atatürk, Çanakkale Savaşları’nın Her Karesinde Vardır

Çanakkale Savaşlarının kaderini Nusret Mayın Gemisi, sahil topçuları ve ‘Anafartalar Kahramanı’ Mustafa Kemal tayin etmiştir

İngiliz Donanması’nın Çanakkale’ye ilk bombardımanı yaptığı tarih 19 Şubat 1915 günüdür. O gün, Atatürk de 57. Alay ile Eceabat bölgesine gelmiştir ve Maydos bölgesi komutanlığına tayin olmuştur. Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’ndaki ilk müdahalesini 19 Şubat günü görüyoruz. Düşman da aslında büyük bir kuvvet değil, küçük bir kuvvet ve hepsini geri püskürtmüşler.

18 Mart Deniz Zaferi’nin iki kahramanı var: “Nusret Mayın Gemisi ve Sahil Topçuları.” Muharebe, bu ikisinin üzerinde cereyan ediyor. Savaşın neredeyse öğleye kadar olan sürecinde mayın veya sahil topçusunun açtığı ateş neticesinde, birleşik filoya ait 1 Fransız ve 2 İngiliz zırhlı büyük gemisi batmış ve 4 zırhlı da ağır biçimde hasar görerek savaş dışında kalmıştır. Donanması büyük kayıp veren düşman, savaş gücünün 1/3’ünü kaybetmiştir. Deniz harekatının kaderini Nusret ve sahil topçuları belirlemiştir.

Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşları’na ilk ciddi müdahalesi 25 Nisan günüdür. Donanma desteğindeki gemilerle, Anzak kolordusu Kabatepe’ye çıktı ve ilerliyor. Eğer oradaki hakim tepeleri; Conkbayırı, Kabatepe, Çimentepe’leri ele geçirseler, işimiz bitti. Çanakkale Savaşı’nın kaderinin tayin edildiği gün, 8 Ağustos 1915 Anafartalar. Mustafa Kemal de aslında, ondan sonra ‘Anafartalar Kahramanı’ olarak anılır.

Çanakkale muharebelerinin her karesinde Mehmetçik vardır. Mehmet Çavuş’lar vardır, Seyit Onbaşı’lar vardır. Bu aynı zamanda Mehmetçik kelimesinin de ilk kullanıldığı yer olmuştur, Mustafa Kemal tarafından:

Gece karanlıkta yaralıları dolaştığım sırada, Mehmet Çavuş adında birinin düşmana hücum sırasında elindeki silahın kullanılmaz hale gelmesi üzerine hücuma taşla devam ettiğini öğrendiğimden, derhal adı geçenin ödüllendirilmesini arz ettim.

Çanakkale Savaşı’nın her karesiyle, her safhasıyla ne kadar övünsek azdır. Bütün komutanların katkısı vardır. Kazım Karabekir’ler var, Fevzi Çakmak’lar var… Ama inanın ki orada, Yarbay Mustafa Kemal olmasaydı, İstanbul’u boşaltacaklardı. Planları yapılmıştı.

Bunları bilmemek bilgisizliktir. Peki, bilerek görmemezlikten gelmeye ne denir?  ‘Bu kadar büyük muharebelerde bir yarbayın ne işi var?’ diyorlar. Hayır efendim, bir Nusret mayın gemisi olmasaydı, belki de bu donanma geçecekti. Böyle yargılar çok yanlış. Bunları bazen üzülerek duyuyoruz. 18 Mart’lar, 25 Nisan’lar Türk tarihinin gurur günleridir, onur günleridir. Buna böyle bakmamız lazım. Burada da, kanını veren, canını veren herkesi aynı şekilde, gerekli şekilde anmak, saymak ve onların aciz hatıraları karşısında hürmetle eğilmek hepimize düşen görevdir.

Bir Yorum

  • Sevgılı konutanım sıze yapılan haksızlıkları gordudugumde kahroluyodum neysekı gercekler gun yuzune cıktı sızı Sılıvrıde zıyaret etmek ıstedım ama savcı ızın vermedı kısmet buguneymıs bugun Edırnede bulusmak umıdıyle Allaha emanet olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.