Askeralma Kanunu’nda Yapılması Düşünülen Değişiklikler

Türk ordusu “milli ordu”dur.

Vatanın her karış toprağından gelen vatan evlatları, üzerinde yaşamakta oldukları toprakların “bölünmezliğini” ve Türk milletinin “bütünlüğünü” korumak üzere seve seve, askerlik hizmetini yerine getirmek üzere asker olurlar.

Onların gözünde sadece bir şey vardır:

Hiçbir karşılık beklemeksizin vatanına ve milletine hizmet etmek.

Gerekirse bu uğurda canını bile feda etmek.

İşte, Çanakkale Savaşı’ndan beri, Türk ordusunu diğer ordular arasında emsalsiz kılan nokta, böyle bir ruh ve düşünceye sahip olan “Mehmetçikler”in var oluşudur.

Mehmetçikler, Türk ordusunun omurgasını oluşturur.

Edirne’den Ardahan’a kadar vatanın her yerinden gelen vatan evlatları “eşit” ve “adil” bir şekilde bu orduda kendilerine yer bulurlar.

Türk ordusunu “milli ordu” yapan diğer önemli nitelikler ise; bu orduda “ehliyet” ve “liyakat”ın esas alınması ve ordunun bütün personelinin İç Hizmet Kanunu’nun 43. maddesinde yer aldığı şekilde, her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstünde olmasıdır.

Bugün Suriye, Irak, Afganistan ve Pakistan’da yaşanılan sorunlara bakılırsa, o ülkelerde “milli ordu”ların kurulamamış olmasının, sorunların ortaya çıkmasında ana nedenlerden birisini oluşturduğu görülebilir.

Mehmetçiklerin, Türk ordusunu “milli ordu” yapan ve Türk ordusunun omurgasını oluşturan husus olduğu hiçbir zaman gözden ırak tutulmamalıdır.

Askeralma Kanunu’nun 3. maddesine göre; askerlik hizmeti her Türk’ün hak ve ödevi olan bir vatan hizmetidir.

Burada devlete düşen görev; bu askerlik hizmetinin vatan evlatları tarafından “eşit” ve “adil” bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacak kanuni düzenlemelerin yapılmasıdır.

Subay ve astsubaylar için askerliğin elbette bir profesyonel yanı da vardır.

Ancak Türk subayları ve astsubayları askerliği bir “meslek” olarak değil ömür boyu sürecek bir “yaşam tarzı” olarak kabul ederler. Çünkü öyle eğitilmişlerdir, öyle görmüşlerdir.

Onlar için önemli olan, erden orgeneral/oramirale kadar herkes arasında olan “silah arkadaşlığı” bağı, duygusu ve dayanışmasıdır.

Silah arkadaşlığı bağı, duygusu maalesef son yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yürütülen “komplolar” sürecinde yara almıştır.

Milli ordunun diğer önemli bir niteliği olan “silah arkadaşlığı”nın tedavisi için her türlü önlem, işlem mutlaka yerine getirilmelidir.

Subay ve astsubaylar, Türk ordusunun başını oluştururken, askerlik hizmetini yapmak için Türk ordusuna katılan “Mehmetçiklerin” ordunun omurgasını ve vücudunu oluşturduğu unutulmamalıdır.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde “profesyonel er ve erbaşlar” da bulunmalı mıdır?

1990’lı yıllardan beri Kara Kuvvetleri’ne belirli uzmanlık görevlerinde kullanılmak üzere “uzman çavuş”lar alınmıştır.

2006 yılında başta terörle mücadele olmak üzere, zor arazi ve iklim koşullarında muharebe etme yeteneğini güçlendirmek maksadıyla mevcut 6 komando tugayının “muharip personel”inin tamamının profesyonel (uzman çavuş) hale getirilmesi kararı alınmıştır.

2010 Ağustos’unda da söz konusu 6 tugayın profesyonel hale getirilmesi tamamlanmıştır.

Orduda belirli alanlarda profesyonelleşme olabilir.

Ancak burada esas olan, Türk ordusunun omurgasını, asli unsurunu teşkil eden “Mehmetçiklerin” özelliklerine zarar verilmesinden kaçınmaktır.

Diğer bir deyişle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde toptan profesyonelleşmeye gidilmesi veya “Mehmetçiklerin” ordu içindeki sayısının azınlığa düşürülmesi, Türk ordusunun “milli ordu” olma niteliğine vurulan bir darbeye dönüşebilir. Bu konuda dikkatli olunmalıdır.

2008-2010 yılları arasında da Askeralma Sistemi’nin düzeltilmesine ilişkin çalışmalar yapıldı.

Amaç er ve erbaş sisteminin basitleştirilmesi ve daha adil bir sistemin oluşturulmasıydı.

Bedelli askerlik, dövizle askerlik, kısa dönem askerlik yanında 15 ay hizmet süresi olan er ve erbaşlık bulunmaktaydı.

Bedelli askerliğin “çok zaruri haller dışında” uygulanmadığı ve er ve erbaşlar için tek tip askerlik hizmet şeklinin olacağı bir sistem düşünülmüştü. Er ve erbaşların bu düzen içerisinde 12 ay hizmet etmesi de benimsenmişti.

2014 yılında yapılan düzenlemeyle er ve erbaşlar için hizmet süresi 12 aya düşürüldü.

Bu çalışmalarda önemli olan; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin asker ihtiyacının karşılanması ile Türk ordusuna büyük nitelik kazandıran “Mehmetçik” olgusuna zarar verilmemesidir.

Bugünlerde Askeralma Kanunu’nda bazı değişikliklerin yapılması söz konusudur.

Yetkili ve sorumlu makamların, yapılması istenilen bu değişiklikleri derinliğine incelediğine inanılmaktadır.

Getirilmesi istenilen değişikliklerden birisi; er ve erbaşların hizmet süresinin altı aya indirilmesidir. Gerekli hallerde cumhurbaşkanına bu hizmet süresini ihtiyaca göre bir katına kadar artırma veya yarısına kadar azaltma yetkisi verilmektedir.

Mevcut sistemde, kısa dönem askerlik 6 ayı kapsamaktadır. İsmindende anlaşılacağı üzere 6 aylık hizmet süresi zaten kısadır. Buna rağmen 6 ayın gerekli hallerde yarıya indirilebileceğinin düşünülmesini ve hizmet sürelerinin azaltılması veya çoğaltılması yetkisinin TBMM yerine neden Cumhurbaşkanı’na verildiğini anlamak zordur.

Altı aylık hizmet süresini tamamlayan er ve erbaşlardan “istekli olanlar” altı ay daha askerliğe devam edebileceklerdir. Bunlara da net asgari ücretten az olmamak kaydıyla harçlık ödenecektir.

Bu uygulamanın bazı mahzurlar yaratabileceği düşünülmektedir:

“Mehmetçik” olarak ordunun omurgasını teşkil edecek olan bu er ve erbaşlar, iki ayrı yapıya bölünmüş olacaktır. Bunun yanında er ve erbaşlardan altı ay hizmet vereceklerin “görev etkinlik” derecesi de tartışmaya açıktır.

Daha önce Askeralma Sisteminde düşünüldüğü gibi er ve erbaşlar için tek tip 12 ay hizmet süresinin kabul edilmesiyle bu sorunların doğmasına neden olunmayacağı ve Türk ordusunun omurgasını oluşturan “Mehmetçik” sistemine de zarar verilmeyeceğine inanılmaktadır.

Getirilmesi istenilen diğer bir değişiklik ise; “özel durumlarda muafiyet ve erteleme” maddesiyle ilgilidir.

Bu değişiklik ile; barışta, olağanüstü hal veya seferberlik hallerinde veya savaşta, askerliğini yapmadan, cumhurbaşkanınca “gerekli görülen sahalarda” “özel olarak görevlendirilen gönüllüler” cumhurbaşkanınca belirlenen şartlara uydukları takdirde askerlik hizmetinden muaf tutulmaları getirilmektedir.

Bu değişiklik maddesindeki “gerekli görülen sahalar”ın neler olduğunun ve “özel olarak görevlendirilen gönüllüler” ile ne kastedildiğinin, en azından, yasa maddesi içerisinde açıklığa kavuşturulmasının uygun olacağı değerlendirilmekdir.

Bazı ülkelerde zorunlu askerlik kaldırılmış veya askerlik süreleri, yasa değişik teklifinde olduğu gibi 6 aya indirilmiş olabilir.

Ancak, Türkiye bir ateş çemberinin tam ortasındadır. Türkiye için “Güçlü Ordu”ya sahip olunması “hayati” bir zorunluluktur.

53 yıl Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli üniformasını giymiş ve subaylığı bir “yaşam tarzı” olarak kabul eden birisi olarak, Askeralma Kanunu’nda yapılması düşünülen bu değişikliklere ilişkin görüşlerimi kamuoyu ile paylaşmayı bir görev olarak gördüğümü ifade etmek isterim.

İlker Başbuğ

19 yorum

  • Askerlik gibi şerefli bir alana ömrünü adamış bir Komutan olarak hassasiyetlerinizi kabul ediyorum ben de bu vatan toprağında özgür yaşama hakkı için askerlik görevini yerine getirmeyi şart olarak görmekteyim. Konuya ancak basından takip edebildiğim kadarıyla vakıfım, sonuçları itibariyle bu güne kadar alınan kararların asker zaiyatımızın azaldığını düşünmekteyim bu cihetle profesyonelleşme konusuna müspet bakıyorum. Ordu yapılanmasında sizin kadar bilgi sahibi olmayışım bazı ayrıntıları kaçırmış olabileceğim kanaatindeyim. Şerefli Ordumuzun emekli olsanız da halen şerefli bir mensubu olarak değerlendirdiğim bir komutan olarak konunun ülke menfaatleri bağlamında takipçisi olmanızı diliyorum. Saygılarımla…

  • Yüreğinize sağlık komutanım, çok doğru düşünüyorsunuz.

  • Ömer Büyükşimşek

    Sonuna kadar haklısınız paşam asker alma yetiştirme uygulama tam manası ile asker olma yani muazaflık dönemi bir yıl sürerken daha sonraki aylar devlete hizmet olarak biliriz. Askeri harp okullarının kapatılmasınıda doğru bulmuyorum. Mutlaka ordu liyakat sistemine göre subay astsubayını kendisi yetiştirmeli

  • Ben bir Türk vatandaşı olarak 20ay askerlik yaptım,o süre zarfında benim damarlarıma kadar işleyen bir vatan sevgisi hala şu anda beni askere alsalar hiç düşünmeden sorgulamadan koşa koşa giderim şunu söylemek istiyorum dört yanı tehlikeyle dolu bir ülkenin rakamsal olarakda olsa bu kadar zayıflatılmasının sebebini hiç anlamış değilim ben bu işin altında başka şeyler düşünmeden edemiyorum.ergenekon,balyoz darbeleri ile zayıflatılan Türk ordusu halen zayıflatılmaya devam ediyor bu kararların yeniden daha dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

  • Mustafa kadakal

    Teşekkür eder.Saygı ve sevgiler sunarım.

  • Sizi takdir ediyorum düşüncelerinize aynen katılıyorum sizin gibi bir türk subayı bu devirde çok zor yetişir allah sizi korusun sağlık sıhhat versin ellerinizden öpüyorum.

  • Kendilerine Halk Özel Harekat diyen bazı sivil guruplar, Akan Kanda banyo yapmak isteyenler, harekete geçmek için devletin üst makamlarından işaret bekleyenler ve askerlikten muafiyet adına yukarıda anılan milis yapılanmalara gönüllü katılacak milyonlarca insan askerlikten muaf mı olacak. Yani sivil “Besiç”

  • Bu demek oluyorki cumhurbaşkan inin özel sahalara kendine ait özel guvenlik unsurlarini (yani gönüllüler SADAT) yerlestirecegi anlamina geliyor adim adim yavas yavas

  • Sn.Komutanım,

    Ülkemizde, Avrupa’da ve Amerika’da yaptıkları her açıklamada “BEKÂ SORUNU” var diyerek insanlara bilgilendirme yapan siyasi iradenin,

    Tam da bu tartışmaların ortasında Askeralma Kanununda değişiklik yapması ve sizler gibi bu mesleği her türlü zorluk ve cefa çekerek yapan kişilerden hiç bir şeklilde görüş alınmaması,

    Kanunun değişimini organize eden ve yüce meclise gelmesini sağlayan asker kökenli / kökensiz yetkililerin nasıl bir menfaat ilişkisi için de oldukları,

    Dört bir yandan uygulamaya alınan ve bana göre son iki ayağı (İRAN – TÜRKİYE) kalan BOP / BİP projesinin ekmeğine bal – kaymak sürülmekte olduğu görülmemekte midir?

    Bunu göremeyen veya görmek istemeyen benim kanımca vatan hainidir…

    Ellerinizden öpüyorum.

    Saygılarımla,

  • Haydar Burak AKTÜN

    Sayın Başbuğ
    Sizinde söylediğiniz gibi ülkemiz lokasyon itibariyle çok stratejik bi çemberin ortasında yer almakta ve bu çember içinde ordumuzun gerek malzeme teçhizat gerekse asker anlamında küvetli ve hazır olması gerekmektedir.
    Bildiğiniz üzere ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar her alanda devam etmekte olup ordumuzun itibarsızlaştırılması ile hat safhaya ulaşmaktadır, kanaatim odurki hedeflenen tabloda bununlada sınırlı kalmayıp güç olarakta aciz konumda olması için elde olan tüm imkanlar zorlanmaktadır!
    Ancak unutulmamalıdır ki ihtiyaç olduğunda hala ve büyük bir azimle yediden yetmişe, kadın erkek demeden tüm Türk halkı bu ordunun bir neferi olarak Türk anaları tarafından yetiştirilmektedir.
    Unutmayalım ! MUHTAÇ OLDUĞUMUZ KUDRET DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
    Saygılarımla,
    Haydar Burak AKTÜN

  • H.ibrahim Zengin

    Sayın komutan altını çizdiğiniz hususlar maksadın amacı aştığı ve milli kaygı ve amaçlardan öte şahsi ve kirli hesapların yapıldığını müspet bir şekilde ortaya koymaktadır. Şerefli Türk ordusunda görev yapmış yahut halen görevi başında olan kahraman Türk evlatlarının yani siz dahil tüm subay ve astsubay neferlerimizin mevcut durum karşısında görüş beyanından öte net bir tutum ortaya koymalarını bekliyor ve bu rezaletin bir an önce bitirilmesini arz ve talep ediyoruz..

  • Daha cesurca ifade etmenizi beklerdim. Bu teklifle Sevr’de getirilmek istenenler aradında ne fark var? Açıkça yazıp anlatın ki belki TSK içindeki suskun paşalar da biraz feyz alır..

  • Volkan ÇETİNTAŞ

    Çok güzel uyarılar.Ancak epey gecikmiş,zira bu yeni oluşumun ayak sesleri 20 sene öncesine kadar gidiyor.bence uzman çavuşluk çok fazla öne çıkarıldı hassas görevler için belli sayıda olabilirlerdi.onların yerine geleneksel yetiştirme (Askeri Eğitim sistemi)metodları bozulmadan önce TSK kendi benliği ile dışardan bu iş ve birçok işten anlamayan siyasilere fırsat vermeden Astsubaylık çoğaltılıp profesyonel ordu yapısı kendi içinde yaratılır ve bu hayat tarzında emeklilikten sonra bile aralarında ki bağı devam eden Milli Ordu devam ettirilebilirdi. Maalessef tüm kurumlar kendi kendini yönetme geliştirme yetisini yitirdi .Mükemmel yazınızdaki MİLLİ ORDU vurgusu 2 sene önce kullandığım bir vurgu idi burda görünce bir anım aklıma geldi.Müsadenizle,
    Oğlum Asteğmen olarak Askerliğini yaptı.ilk meslek tercihi Askerlikti DHO sınavlarını geçti Sağlık raporu aşamasında nedenini sonra teyit ettik elendi.dolayısı ile Askerlik hizmetini gönülden ve şevkle yaptı sonuç olarak vazife bitiminde Ordu da kalması istendi çok güzel ifadeler ile yönlendirmek istediler bizimde fikrimizi alarak oğlum kabul etmedi son güne kadar talep leri devam etti.Oğluma “artık usulunle red cevabını kabul etmeyip devam ederlerse çok üzülerek şu cevabı vermesini söyledim”. “Çok teşekkür ederiz ben ve ailem bundan sonra ancak MİLLİ ORDUNUN mensubu olunabileceğini düşünüyoruz.
    Çok mutluyuzki bu cevabı kıymetli Komutanlarına söylemeden düşüncesine saygı duydular ve görevini bitirdi.hala tezkere belgesindeki MUVAZZAF SUBAY OLUR ibaresine bakıp gurur duyar.
    Saygılarımla

  • Şevket Saçmacıoğlu

    Her sahada herşey güllük gülistanlık gibi hareket edilmekte, halk ise cahil, gidişatımızı hiç iyi görmüyorum, kafa taşa değdiği zaman akıl başa gelecek, umarım vakit geç olmadan millet uyanır.

  • Değerli komutanım,
    Zorunlu askerlik hizmetinin kaldırılıp kadın-erkek her yurttaşın hayatının belirli dönemlerinde meslekleri ve kişisel niteliklerine göre farklı kamusal hizmetlerde bulunacağı; ordunun ise tamamen profesyonellerden teşkil edileceği bir sistemin daha akılcı ve verimli olabileceği kanaatindeyim. Bu görüşü de değerlendirmenizi hürmetle istirham ederim.

  • Yazık oldu bu vatana paşam, 6 ay askerlik kanunu meclisten geçti.
    Utanıyorum artık.
    Türkiye cumhuriyetine ve silahli kuvvetlerine yapılanları düşman gelse bize yapmazdı.
    Artık umudum kalmadı ülkem adına varsa bir umut siz söyleyin paşam.
    Sevgi ve saygılarımla

  • Sayın Komutanım
    Yazınızı okuyunca getirilmek istenen yeni askerlik düzeni hakkında gereken bilgiyi edindim, teşekkür ederim.
    Özellikle dikkat çektiğiniz “Cumhurbaşkanınca gerekli görülen sahalarda özel olarak görevlendirilen gönüllüler” ifadesi ülkemizin içinde bulunduğu siyasal konjonktür itibarıyla çok ürkütücü çağrışımlar yapıyor. Umarım muhalefet partileri TBMM’de bu huzursuz edici hükmü iptal ettirmeyi becerirler.

  • Değerli Komutanım,

    “Silah arkadaşlığı bağı, duygusu maalesef son yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yürütülen “komplolar” sürecinde yara almıştır.” Demekle duygularımı çok güzel dile getirmişsiniz. Elinize Sağlık. İnşaallah bu komplolar bir daha olmaz.
    Saygılarımla,

  • Sayın Komutanım,
    Devlet kurumları hizmet ve haklar konusunda adaletsizliğin dağıtıldığı bir yer olmamalıdır. Bu zamana kadar bazı kişilerin haksız istekleri nedeni ile kısa dönem diye birşey icat edildi. Ardından yurtdışında yaşayanlar için dövizli icat edildi. Bu olayların tamamı askerlik kurumuna zarar verdi.
    Lisans mezunlarının tamamı kısa dönem askerlik yaptı. Lisans mezunu olmayanlar 15 ay yaptı.
    Lisans mezunu derken hiç üniversitenin kapısından dahi geçmeden, birşey öğrenmeden Anadolu Üniversitesinin harcını yatırıp sınavlarda önceki yılların çıkmış sorularını çözerek sınava girip lisans mezunu olanlar kısa dönem askerlik yaptı bu ülkede. Onların yaptığı askerlik sayıldı.
    Hiçbir vasfı, bilgisi olmayan lisans mezunları sadece üniversite harçlarını yatırarak kısa dönem hakkı kazandı.

    Askerlik açısından herkes bir yolunu bulup kısa dönem, bedelli, dövizli tamamlamayı tercih ediyor.
    Askerin TSK’yı dolandırdığı tarihte görülmemiş bir meseledir.
    Bedelli askerliğin ödemesini taksitle yaptılar. İlk taksitini ödedi. İkinci taksitinde askerliği bitti ve geri kalan taksitlerini ödemedi şeklinde Hulusi Akar gülerek anlattı. Birde bunların mahkemesiyle uğraşıyoruz dedi. Bildiğiniz bedelli askerlik yapanlar devleti dolandırdı.
    Bu şekilde askerlik yapanlar askere geri alınıp 15 aya tamamlanması gerekir.

    Önemli olan benim 15 ay yapıp başkasının 6 ay yapması değildir. Askerlik bir haktır ve devletten alınır. Ben hakkımı devletten fazlasıyla aldım. Devlet 15 ay bana baktı, eğitti, korudu, barındırdı daha ne olsun.
    Esas konu ise TSK’nın işleyişindeki adaletsizlik ve acizliğin kaldırılması olmalıdır.
    Konu hakkında hassasiyetleriniz için teşekkür ederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.