27 Temmuz 2012 Tarihli Tutukluluk Kararı

Mahkemenin paket halinde tahliye taleplerini red ettiği kararın girişinde şu ifadeler kullanılmıştır;

Tüm tutuklu sanıkların yazılı ve sözlü  tahliye talepleri, CMK’ un suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6352 S.K.’ un 96, 97 ve 98. Md. ile değişen 100, 101 ve 109. Md.  ve 3713 S.K.’un 6352 S.K.’un 75.Md. ile değişen 10.Md. dikkate alınarak CMK 108. Md. gereğince yapılan tutukluluk incelenmesi, dosya kapsamında dikkate alınan genel hususlar belirtildikten sonra her bir sanığın tutukluluk hali ayrı ayrı ele alınarak karara bağlanmıştır.

Her ne kadar her sanığın tutukluluk hali ayrı ayrı ele alındığı belirtilmiş olsa da, kopyala yapıştırı andıran benzer gerekçeklerin her sanık için ortaya koyulduğu görülmektedir. İlker Başbuğ’un tahliye talebinin reddinin gerekçeleri:

65-Sanık MEHMET İLKER BAŞBUĞ:

a) Sanık hakkında 06.01.2012 tarihli tutuklama sebeplerinin henüz ortadan kalkmamış olması,

b) Tanık beyanlarının mahkemece alınmasının henüz tamamlanmamış olması, soruşturma ve kovuşturma aşamasında bazı sanıklar tarafından tanıklar ve itirafçı sanıklara yönelik beyanlarını değiştirmeleri konusunda menfaat, baskı ve tehdit uyguladıkları yönünde soruşturma ve bulguların bulunması nedeniyle de delilleri karartma şüphesinin devam ettiği,

c) Mahkememizce yargılaması yapılan, örgüt yöneticisi ve örgüt üyesi oldukları iddia edilen bir kısım sanıkların haklarında henüz tahkikat başlamadan, bir kısmının da soruşturma ve kovuşturma aşamasında yurt dışına kaçarak firari durumunda olması ve firar etmeye teşebbüs iddiasıyla soruşturma açılmış olması nedeniyle, aynı örgüt kapsamında yargılanan ve hakkında ağır cezai yaptırımlar istenen sanığın da kaçma şüphesinin bulunduğu,

d) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5.maddesinde tutuklu yargılama için azami bir süre şartı getirilmediği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulamasının da buna uygun olduğu,  makul sürenin her bir dava, özellikle bu dava gibi karmaşık kabul edilebilecek davalar için özel olarak belirlenmesi gerektiği,   görülmekte olan davanın kendine özgü yapısı, nitelik ve nicelik olarak ulaştığı devasa boyut,  birleşen dava ve sanık sayısı, sanığa atılı suçun CMK’nun 100. maddesinde düzenlenen ve katalog suçlar kapsamında kabul edilen Devletin güvenliğine karşı suçlar ve Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile ayrıca Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olduğu, bu suçlar için kanunda öngörülen tutukluluk süresinin üst sınırının 10 yıl olması, atılı suçların kanunda düzenlenen ceza miktarının alt ve üst sınırları, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre ve benzer yargılamalardaki uygulamalar da göz önüne alındığında, tutuklu kalınan bu sürenin makul olduğu,

e) Dosyadaki toplam sanık sayısı, davanın başlangıcındaki tutuklu sanık sayısı ile halen tutuklu olan sanık sayısı dikkate alındığında, mahkememizin şimdiye kadarki uygulamalarında, tutuksuz yargılamanın asıl olup, tutukluluğun istisna olarak uygulandığının görüldüğü,

f) Sanık hakkında tutuklama gerekçelerinin çok ayrıntılı, somut olarak ve  delillerin tartışılması suretiyle belirtilmesi halinde ihsası rey itirazlarının söz konusu olabileceği, bu nedenle suç şüphesinin tespitinde bu durumun göz önünde bulundurulduğu,

g) Dosyamızda mevcut çok sayıda yazı ve belgeyle ilgili inceleme raporları, ihbar mektupları, Genelkurmay başkanlığınca gönderilen yazı ve belgeler, telefon kayıtları, ses ve görüntü kayıtları, sanığa ait aşama ifadeleri ile diğer sanık ve tanık beyanları da göz önüne alındığında, sanığın atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulamalarında tutukluluk için makul suç şüphesinin dahi yeterli görüldüğünün Mahkeme içtihatlarında da belirtildiği, bu nedenlerle atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi bulunan sanık hakkında daha hafif koruma tedbiri olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı, anlaşıldığından tahliye taleplerinin reddi ile TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,