2 Ağustos 2012 Tarihli Celse

Duruşma tutanağının 28. Sayfası

Hilmi Özkök: Hiçbir zaman gri ve siyah propaganda yapılmadı beyanına katılıyorum


Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: Bu dairede (Bilgi Destek Daire Başkanlığı) hiçbir zaman gri ve siyah propaganda yapılmadı çünkü ihtiyaç duyulmadı çünkü bu daire silahlı kuvvetlere yönelik gri ve siyah propagandanın gerçeklerini anlatmak için kurulmuş internet siteleridir şeklinde beyanı (Sanık Dursun Çiçek) var. Bu beyanlar doğru mudur?”

Tanık Hilmi Özkök: Bu beyanlara katılıyorum yani adı beyaz propaganda mıdır bilmiyorum ancak şeylerin bunların mesela ben halkımın silahlı kuvvetler hakkında ne düşündüğünü bilmek isterim bunun bilgisini almak isterim. Bu bir bilgi desteğidir mesela örnek olarak çünkü askerlerimi hangi niyetler gör… askeri nasıl görüyor ki ben o erlere ona göre davranayım ve ona göre kendi imkan ve kabiliyetlerimi en iyi ve en verimli şekilde kullanabileyim onu demek istiyor. Dediğim gibi kara propaganda gri propaganda yani silahlı kuvvetler aleyhine veya bir partinin aleyhine kesinlikle kullanılmasını şey değildir mümkün değildir benim anlayışım böyledir çünkü bütün karargah silahlı kuvvetlerin başındaki komutanın fikri müdürüne göre hareket etmek zorundadır ki böyle edilmiştir diye değerlendiriyorum.

Duruşma tutanağının 44. Sayfası

Hilmi Özkök: İlker Başbuğ’un demokratik düzenin aleyhine karşı bir düşüncesi, teklifi, ima yoluyla bile böyle bir görüşü olmamıştır

Av. İlkay Sezer: “Sayın Komutan bende bir soru sormak istiyorum müvekkilimle ilgili olarak, müvekkilim Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, sizin Genelkurmay Başkanlığınız döneminde 2002, 2003 yılları arasında Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı, 2003, 2005 yılları arasında ise Genelkurmay 2. Başkanlığı ve 2005, 2006 yılları arasında ise 1. ordu komutanlığı görevlerinde bulundu. Yine müvekkilimiz İlker Başbuğ bilindiği üzere iddianamede suç dönemi olarak 2009 ve öncesi gösterilmek suretiyle Terör Örgütü kurmak ve yönetmek ile cebir ve şiddet yöntemleri kullanarak hükümeti ortadan kaldırılmasına teşebbüs ettiği iddiasıyla tutuklu olarak yargılanmakta. Müvekkilimin özellikle Genelkurmay 2. Başkanlığı ve 1. ordu komutanlığına atandırılmasında sizin teklifiniz oldu mu, teklifiniz üzerine mi bu atama işlemi yapıldı efendim?”

Tanık Hilmi Özkök: “Evet 2. başkanlığa da, şeye de 1. ordu komutanlığına atanmasını da ben istedim.”

Av. İlkay Sezer: “Müvekkilimin 2003, 2005 yılları arasında size en yakın kişi olarak 2. Başkan olarak çalıştığını biliyoruz. Müvekkilim İlker Başbuğ’un bizzat size sözlü veya yazılı olarak ilettiği veya diğer kişilerden aldığınız bilgiler ışığında anayasa ve yasalarda tayin edilmiş demokratik düzenin aleyhine karşı bir düşüncesi, teklifi, ima yoluyla bile böyle bir görüşü olmuş mudur?”

Tanık Hilmi Özkök: “Hayır.”

Av. İlkay Sezer: “Böyle bir duruma tanık oldunuz mu işittiniz mi?”

Tanık Hilmi Özkök: “Hayır.”

Duruşma tutanağının 44. Sayfası

Ses kayıtlarında kendinden övgüyle dede yakıştırması yapanlar için Hilmi Özkök: İbrahim Şahin’i basından tanıyorum, Fatma Cengiz’i hiç tanımıyorum

Av. İlkay Sezer: “Bir de Sayın Başkanım, Sayın Heyet müvekkilime de dinletilen ses kayıtlarında sorgusu aşamasında İbrahim Şahin ve Fatma Cengiz konuşmalarında Sayın Özkök’ün de adı geçiyor, bu konuya ilişkin bir soru sormak istiyorum. Sayın Komutan siz Fatma Cengiz ve İbrahim Şahin isimli dosyamız sanıklarını tanıyor musunuz?”

Tanık Hilmi Özkök: “İbrahim Şahin’i basından tanıyorum, diğer hanımefendiyi hiç tanımıyorum.”

Av. İlkay Sezer: “İki kişi.”

Tanık Hilmi Özkök: “Bir defa onun hakkında gazetede bir şey okudum, o kadar tanımıyorum kendisini.”

Av. İlkay Sezer: “İki kişinin aralarında yaptıkları konuşmalara, dosyaya giren konuşmalara bakar isek, sizden övgüyle bahsederek dede yakıştırmasıyla konuştuklarını görüyoruz, kayıtlarda da bunlar var. Sizin bu kişilerle bir telefon görüşmeniz oldu mu efendim?”

Tanık Hilmi Özkök: “Hatırladığım kadarıyla hiç olmadı yani, çünkü karargahım da beni tanımadığım kişilerle konuşturmada kadar çok dikkatlidir. Yani tesadüfi biriyle konuşamayız.”