İnternet Andıcı

Savcıların iddialarına göre İlker Başbuğ ve karargahı, “Ergenekon Terör Örgüt”ünün amaçları doğrultusunda “askeri darbe ortamı”nı oluşturmaya çalışmıştır. Hükümetin görevlerini yapmasına engel olmaya teşebbüs etmiştir. Bunları da internet siteleri üzerinden kara propaganda ve dezenformasyon faaliyetleri icra etmek suretiyle gerçekleştirmiştir.

Mütalaada, İlker Başbuğ’un görev dönemi olan Ağustos 2008 – Ağustos 2010 dönemine ilişkin, internet üzerinden yapıldığı tespit edilen tek bir kara propaganda veya dezenformasyon faaliyeti gösterilememiştir.

Andıç’ta kesinlikle suç teşkil edecek bir husus yoktur ancak “Andıç” kelimesinin kamuoyunda maalesef geçmişten gelen kötü bir şöhreti vardır. Bir defa adı çıkmış bine, inmez bire. İnternet andıcının bir suç belgesi olarak kamuoyuna sunulması ve böyle bir algının yaratılması o kadar zor değildir.

İlker Başbuğ, dava konusu Andıc’ın, hiyerarşi dışında ve yasadışı bir amaçla hazırlanmadığını düşünmekte ancak onay işlemleri tamamlanmamış bir karargah çalışması olduğuna inanmaktadır.

Bu konuyu aşağıdaki anabaşlıklarla incelemeye çalışalım.

  • Internet Andıcı ve Amacı
  • Dairenin Lağv Edilmesi Direktifi
  • Komutana Arz
  • Delil Karartma
  • Ergenekon Bağlantısı

İnternet Andıcı ve Amacı

İnternet Andıcı, yasal, Nisan 2009 tarihli ve içinde hiçbir suç unsuru bulunmayan, tamamlanmamış bir karargâh çalışmasıdır. Andıçla, 4 internet sitesi kurulması planlanmış ancak siteler aktif olarak faaliyete geçirilmeden 19 Haziran 2009’da çalışma sonlandırılmıştır.

Bu sitelerin, İlker Başbuğ’un göreve başlamasından önce açılmış olan ve Şubat 2009’da kapatılan 42 internet sitesiyle hiçbir ilgisi yoktur.

Görüldüğü gibi, Şubat 2009’dan 30 Ağustos 2010’a kadar olan süreçte, iddia edildiği ve düşünüldüğü gibi, Genelkurmayın propaganda amacıyla kullanabileceği internet sitesi bile yoktur.

Andıç’ta kesinlikle suç teşkil edecek bir husus yoktur. İddia makamı da aslında bunu kabul etmektedir. Şöyle ki; hazırladığı iddianamenin 67. sayfasında bu konuya değinmektedir:

“Planlama ve kurum içi onay aşamalarına uygun olarak bir andıç hazırlanması ve bunun şeklen HUKUKA UYGUN OLMASI, amacının da hukuka uygun olduğunu göstermez.”

İddia makamına göre, açılması planlanan bu sitelerle ilgili çalışmaya eğer 19 Haziran 2009’da son verilmeseydi, bu sitelerde suç oluşturulacak faaliyetler yapılacaktı.

Hukukta somut fiillerden hareket edilerek suçlamalar yöneltilebilir. Varsayımlar üzerinden, kendilerine göre ilerde varsayımlar üzerinden suç işleneceği iddiasıyla suçlamalar yöneltilemez.

Dairenin Lağv Edilmesi Direktifi

İnternet siteleri, Genelkurmay Karargahında Bilgi Destek Dairesinin bünyesi içerisindedir. Bilgi Destek Faaliyetleri sadece internet yayınlarını kapsamaz, birçok alanı vardır. İnternet de bunun bir parçasıdır.

İlker Başbuğ görevi devr aldıktan sonra Bilgi Destek Faaliyetlerinin daha çok teröre öncelik verilerek ve farklı bir şekilde yapılmasını istemiştir. En son polis tarafından kaleme alının “Tespit Tutanağı”na göre, Eylül 2008’de, İnternet Sitelerini de bünyesinde bulunduran Bilgi Destek Dairesi’nin lağv edilmesi için şu direktifi vermiştir:

“Genelkurmay Başkanı tarafından, İç Güvenlik Harekat Dairesi’nin terörle mücadelenin bütün alanlarını kapsayacak şekilde yeniden yapılandırılması, Bilgi Destek Daire Başkanlığının lağvedilmesi ve lağv olunan şubelerin tek bir şube olarak teşkilatlandırılarak, ilgili dairelerin bünyelerine dahil edilmesi direktifi verilmiştir.”

Yani iddialara göre, kaos ortamının yaratılmasını isteyen, düşünen İlker Başbuğ, göreve gelir gelmez bu ortamı yaratmakta kullanılacağı iddia edilen internet sitelerini bulunduran daireyi, Kasım 2008 tarihli bilgi notuna göre, ortadan kaldırılması için direktif veriyor.

Hem kaos ortamını yaratmak isteyeceksiniz, hem de bünyesinde bütün internet sitelerini bulunduran daireyi ortadan kaldıracaksınız. Bu iki şey bir arada olamaz.

Komutana Arz

Andıç metni esas alınarak sözlü veya yazılı olarak İlker Başbuğ’a herhangi bir arz yapılmamıştır. Nisan başındaki bir brifing esnasında, andıç metninin komutana arz edilerek onayı alınmış olduğu iddiası doğru değildir ve önceki beyanlar ile de çelişmektedir. Çünkü, dosya kapsamındaki duruşma tutanaklarına geçen beyanlarda Andıç’ın onay alınmak üzere 14 Nisan 2009 günü Tuğg. Uğur TARÇIN’a gönderildiği söylenmektedir.

Soruşturma aşamasında bu konuda eksik tahkikat yapılmıştır. Gerçekten, 15 Haziran 2011 tarihinde şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan Bilgi Destek Dairesi Başkan Vekili Tümgeneral Mustafa BAKICI’ya olayın aydınlanması için mutlaka yöneltilmesi gereken “Söz konusu Andıc’ı o tarihteki Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker BAŞBUĞ’a imzaya götürdünüz mü? Götürmediyseniz niçin?” sorusu sorulmamıştır.

Mütalaada “İnternet Andıcının 14 Nisan’a kadar İlker Başbuğ’a sunulmadığı, ancak Komuta Katının onayının alındığı belirtilerek işleme konulduğu, bazı şube müdürlerinin Komutanın onayını görme talepleri olması üzerine, 14 Nisan’da zarf içerisinde Başbuğ’a iletilip okey işaretinin alındığı, Dursun Çiçek’in İlker Başbuğ’un olurunu sözlü olarak da almış olabileceği, her hal ve şartta bu durumun Dursun Çiçek’in örgütsel konum bakımından askeri rütbedeki üstlerinden daha etkili olduğunu gösterir bir durum olduğu, bu sebeple Andıc’ın 2 Nisan tarihinde yürürlüğe girmesine rağmen, İlker Başbuğ’un 14 Nisan’da bu belgeyi onaylamaktan çekinmediği anlaşılmıştır.” denilmektedir.

14 Nisan’daki onaylamanın Andıcın içinde bulunduğu zarfın üzerindeki okey işaretiyle gerçekleştiği iddia edilmektedir. Böyle bir okey işareti delil olabilir mi? Eğer bu okey işareti yeterli ise, neden Dursun Çiçek’in sözlü olarak da onay aldığını bir ihtimal olarak düşünülmektedir?

Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Komutanının Örgütsel olarak kendisinin üstü durumda olan bir albaydan emir alınabileceği nasıl düşünülebilir? Bu değerlendirmeler hangi ülkede yapılmaktadır? Bu ülke gerçekten Türkiye olabilir mi?

Delil Karartma

İddia edilen “İrticayla Mücadele Eylem Planı” 12.06.2009 tarihinde basında yer aldığı vakit İlker Başbuğ yurtdışındaydı. Konu hakkında Genelkurmay Başkanı Vekilinin talimatı doğrultusunda Genelkurmay 2. Başkanı soruşturma teklifinde bulunduğunda İlker Başbuğ onaylamıştır ve Genelkurmay Askeri Savcılığı aynı gün saat 10:50’de olaya süratle el koymuştur.

İlker Başbuğ komutan olarak soruşturma açılması yönünde emir verdikten sonra konuyla ilgilenmemiştir. İddia edilen kırpma işlemlerinden haberi yoktur. Herhangi bir kimseye de öyle bir talimat vermemiştir. Karargahtaki bilgisayarların geri getirelemeyecek şekilde silinmesi konusunda da hiç kimseye harhangi bir emri olmamıştır.

12.01.2011 tarihli duruşmada alınan 3 nolu ara karar uyarınca Genelkurmay Başkanlığı’ndan gönderilen harddiskler üzerinde hazırlanan tutanak 18.02.2013 tarihinde okunarak dosyaya alınmıştır. Unutulmamalıdır ki, bu tutanak ve naip hakim çalışması 12.06.2009 tarihinde Askeri Savcılığın bilgisayarlara el koyup aldırdığı harddisk imajları ile mümkün olabilmiştir.

Ergenekon Bağlantısı

İnternet Andıcı davası ile Ergenekon davasının birleştirilmesine ilişkin kararda, Gölcük Donanma Komutanlığında 06 Aralık 2010 tarihinde yapılan aramada bulunan 5 nolu HD içerisindeki “proje” ve “kitleşim” isimli dijital verileri gerekçe olarak gösterilmiştir.

Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca görevlendirilen Bilirkişi heyetince hazırlanan 14 Ocak 2011 tarihli raporda aralarında “proje” ve “kitleşim” isimli dijital verilerin de bulunduğu 5 nolu HD içindeki yüzlerce dijital verinin hardiskin kullanımdan kaldırıldıktan sonraki bir tarih olan 28 Temmuz 2009’dan sonraki bir tarihte sistem tarih/saati değiştirilmiş başka bir bilgisayardan aktarılarak kaydedilmiş oldukları belirtilerek “manipülatif” olarak nitelendirilmiştir.

Son olarak, Poyrazköy isimli davaya bakmakta olan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi bilirkişi incelemesi taleplerini kabul ederek, 5 nolu HD’i TÜBİTAK’a göndermiştir. TÜBİTAK bilirkişileri tarafından hazırlanan 20 Ocak 2014 tarihli raporda 5 nolu HD üzerinde 28 Temmuz 2009 tarihinden sonra “oynama” tespit edilerek bildirilmiştir. Söz konusu rapor ile Donanma Komutanlığı Bilirkişi Heyeti ve diğer uzman kişi raporları doğrulanmış, 5 nolu HD’in “kumpas” için kullanıldığı ortaya çıkmıştır.

İlgili yazılar: