İddia Olunan İrtica ile Mücadele Eylem Planı

Genelkurmay Başkanlığı’na “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” gibi plan hazırlanmasına ilişkin, bir görev verilmiş midir?

Hayır, yoktur.

Çünkü Başbakanlığın; 18 Mayıs 2000 tarihli “İrticai Faaliyetlere Karşı Yürütülecek Mücadele Stratejisi” ile 28 Ekim 2004 tarihli “İrticai Faaliyetlere Karşı Yürütülecek Mücadele Stratejisine Ek Eylem Planı” ile verilen görevler yapılmaktaydı.

Genelkurmay Başkanlığı bu planlarla kendisine verilen görevleri yapmakla sorumludur.

Adı geçen planların 14 Aralık 2010 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı dava dosyasındaki resmi yazılardan anlaşılmıştır.

İddia edilen bu plan 12 Haziran 2009 günü bir gazetede yer alması üzerine; Genelkurmay Başkanlığı tarafından bir işlem yapıldı mı?

Evet, aynı gün sabahtan itibaren iddiaya konu Bilgi Destek Dairedeki bilgisayarların tamamının yapılacak incelemeye esas olmak üzere hiç açılmadığı, saat 09:15’te Genelkurmay Askeri Savcılığına soruşturma emri verilmiş olduğu ve saat 10:50’de Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından dairede inceleme yapıldığı, 3ncü Bilgi Destek Şubedeki bilgisayarların hard disklerine çıkarılarak el konulduğu dava dosyasındaki sanık ve tanık ifadelerinden anlaşılmaktadır.

Habere konu olan iddiaya ilişkin adli soruşturma yerine idari tahkikat açılması düşünülmemiştir.

İddianamede yer aldığı şekilde, 12 Haziran 2009 günü Genekurmay Başkanının yurtdışında bulunması nedeniyle Genelkurmay Başkanlığına dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı vekalet ediyordu. Genelkurmay 2nci Başkanının yurt dışında bulunan Genelkurmay Başkanını arayarak soruşturma açılması teklifini kendisine sunması, ikisi arasında bir örgüt bağının olduğu şeklinde değerlendirilmiştir.

Bu değerlendirme gerçekten çok talihsiz olduğu kadar aynı zamanda düşündürücüdür de.

Yurt dışında bulunan Genelkurmay Başkanının önemli konulara ilişkin yapılacak işlemlerden önce, düşüncesinin alınması çok doğaldır.

Yurt dışından bulunan Genelkurmay Başkanının bulunduğu yerdeki saat esas alınarak her sabah Genelkurmay 2nci Başkanı tarafından bilgilendirilmesi bilinen bir uygulamadır.

Bu uygulamanın devletimizin diğer önemli makamları için de geçerli olduğu bilinmektedir.

Ayrıca, burada soruşturmanın açılması teklifi de uygun görülmüştür.

Genelkurmay Askeri Savcılığının başlattığı soruşturma nasıl sonuçlandı?

Genelkurmay Askeri Savcılığı soruşturmayı, o anda ellerinde mevcut olan, iddia edilen planın “fotokopisi” üzerinden yürütmüş ve 24 Haziran 2009’da “Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı” vererek tamamladığı bilinmektedir.

26 Haziran 2009 günü yapılan basın toplantısında niçin iddia edilen plan için niçin belge değil de, “kağıt parçası” ifadesi kullanıldı?

Yargıtay İçtihadına göre; belge, hukuki hüküm ifade eden, bir hakkın doğmasına ve bir olayın ispatına yarayan yazıdır.

26 Haziran 2009’da üzerinde işlem yapılan, bir fotokopi idi. Fotokopi ise bu olayın ispatına yarayan “belge” niteliğine haiz bir yazı değildi.

Ancak aynı basın toplantısında ileride iddia edilen plana ilişkin yeni bir delil veya belge ortaya çıkarsa, soruşturmanın tekrar açılabileceği ifade edilmiştir.

İddia edilen plana ilişkin yeni bir delilin var olduğu 23 Ekim 2009’da tekrar haber olması üzerine ne oldu?

Bu haber üzerine 26 Ekim 2009’da Genelkurmay Askeri Savcılığı tekrar soruşturmaya başladı.

Islak imza olduğu iddia edilen belge, Askeri Savcılığın talepleri sonucu ancak 4,5 ay sonra 16 Şubat 2010’da Genelkurmay Askeri Savcılığına gönderildi.

Jandarma Kriminal Laboratuarı 25 Şubat 2010’da da Genelkurmay Askeri Savcılığına imzanın ıslak imza olabileceğine dair raporunu sundu.

Bu konuya ilişkin soruşturmalar bağımsız askeri yargı tarafından yürütülmüştür.

Hatırlanacağı üzere, askeri savcılık 1 Mart 2010 tarihinde tutuklama talebinde bulunmuş, ancak bu talep Askeri Mahkeme tarafından talep kabul edilmemiştir.

İddia edilen plan, Komuta Katı’nın bilgisi veya talimatı çerçevesinde hazırlanmış olabilir mi?

Aynı soru; Org. Başbuğ’a 16 Haziran 2009 günü, gazeteci Sayın Ertuğrul Özkök tarafından da soruldu. Bu soruya verilen cevap o gün için şöyleydi;

Bu soruyu sormanız bile abestir, hakarettir. Böyle bir talimat kesinlikle verilmemiştir.

Bu cevap bugün içinde geçerlidir.

Bu konun basında yer alması üzerine, belki de ilk defa, Genelkurmay Askeri Savcılığı’na derhal soruşturma emri verilmiştir.

İdari tahkikat açılması düşünülmemiştir.

İddia edilen planın Nisan 2009’da hazırlandığı söyleniyor, bu iddia neye dayanıyor?

İddia edilen planın üzerinde tarih yoktur. Bu iddianın neye dayandığı bilinmemektedir.