Erzincan ve Kayseri Soruşturmaları

2009 yılında, niçin Türk Silahlı Kuvvetleri personeline yönelik yoğun karşı harekâta girişildi? Bu sorunun elbette, birden fazla nedeni ve cevabı vardır. Ama ilk önce anlaşılması gereken iki husus Erzincan ve Kayseri’de bu yılın ilk çeyreğinde yaşananlardır.

2007 yılında Erzincan Valiliği’nde yapılan güvenlik toplantılarının birinde, bölgede İsmailağa Cemaati’nin faaliyetlerinin arttığı, özellikle küçük çocuklara evlerde toplanılarak yasadışı din eğitimi verildiği, yasadışı yardım ve bağışlar toplandığı ifade edildi.

Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı konuyu incelemeye aldı. Ve 2007 yılında resen soruşturma açıldı. 23 Şubat 2009’da 26 kişi gözaltına alındı. Mahkeme dokuzunu tutukladı.

2009 Şubatı’nda, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı bu soruşturma kapsamında Cemaati de mercek altına aldı. Daha sonra, uzun süren mücadelelerden sonra, Erzurum Özel Yetkili Savcılığı, bu dosyayı Erzincan’dan aldı.

4 Mart 2009 günü, Kayseri’de bir gizli organizasyon tespit edildi. Beş sivil, bir birliğin içindeki askerlerden oluşan hücreleri vasıtasıyla gizli ve kişiye özel bazı evrakları çalarak ve daha sonrada içeriğini değiştirerek, kamuoyunda infial yaratacak şekilde bazı yerlere ulaştırmışlardı.

Ayrıca, askeri yazışma kurallarına uygun olarak flash bellekte hazırladıkları suç içeren evrakı da yine içerideki askeri hücre vasıtasıyla, bilgisayarlara yükleterek suç belgeleri haline dönüştürmüşlerdi.

Soruşturmayı, Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı yürüttü. Askeri hücre içindeki astsubaylar yakalandı. İfadelerinde suçlarını itiraf ettiler.

Sözcü Gazetesi 21 Mart 2009 günü astsubaylardan birisinin ifadesinde şunları söylediğini yazdı:
“Işık evlerinde yetiştim. Evinde kaldığımız ağabey, askerlerle ilgili bilgi topluyordu.”

Soruşturma esnasında, yapılmaması gerekenlerin yapılmasıyla, soruşturmanın sağlıklı olarak yürümesi engellendi. Erzincan ve Kayseri’de yürütülen bu soruşturmalar, daha sonraki safhalarda, askeri personelin aleyhine dönüştürülen soruşturmalar şeklini aldı. Örneğin; Kayseri’deki olayın açığa çıkartılmasında katkıları oldukları düşünülen; Kayseri J. Bölge Komutanı, Kayseri İl J. Alay Komutanı, Kayseri Hava İkmal Merkezi Komutanı ile bu soruşturmayı yürüten askeri savcılar çeşitli davalar kapsamında suçlanarak tutuklandılar.

Erzincan olayı da, 12 Haziran 2009’da medyaya yansıyacak iddia edilen İrtica ile Mücadele Eylem Planı ile ilişkilendirilmeye çalışılacaktı. Özellikle, bu iki olaydan tedirgin olan çevreler, TSK’lerinin itibarsızlaştırılması ve etkisiz hale getirilmesi için düşündükleri planların uygulanması zamanının geldiğine karar verdiler.

Nisan ayından itibaren askeri personele yönelik açılan soruşturmalar peş peşe gelmeye başladı.

Başbuğ, M. İlker, Suçlamalara Karşı Gerçekler, Kaynak Yayınları, s.36, 37