Basın Açıklamaları ve Röportaj

Soruşturma savcılığı tarafından emekli Orgeneral İlker Başbuğ’a görevi sırasında yapmış olduğu 4 adet basın açıklaması ile 1 adet röportaj’dan, açıklama ve röportaj’ın tamamı incelenmeden seçilen bazı bölümlere ile ilgili sorular sorulmuştur, soru olarak yöneltilen basın açıklaması ve beyanlar tarihsel sıralı olarak aşağıda sunulmuştur;

a.  29.04.2009 tarihli basın açıklaması (24. soru),

b.  26.06.2009 tarihli basın açıklaması (29. soru),

c.  17.12.2009 tarihli basın açıklaması (33. soru),

d.  25.01.2010 tarihli basın açıklaması (32. soru),

e.  10.02.2010 tarihli röportaj (30. soru).

Sayın Başbuğ’a sorulan basın açıklamaları ve röportaj içeriğinde kullanılan bazı ifadeler adeta cımbızla seçilmiş ve Soruşturma Savcılığı tarafından yapıldıkları tarihte devam etmekte olan soruşturmaları etkilemeye yönelik olarak değerlendirilmiştir.

Ayırca iddianamede suç tarihi olarak gösterilen 2009 ve öncesi dikkate alındığında 2010 tarihli basın açıklaması ve röportaj için hukuken ne şekilde değerlendirme yapılabilir?

Soruşturma savcılığının basın açıklaması ve röportaja ilişkin değerlendirmesi yerinde değildir, basın açıklamaları ile röportajın tamamı bir bütün olarak incelendiğinde bu husus görülecektir.

Açıklamaların yapıldığı tarihsel dönem içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri personelini kapsayan ve ağır suçlamaların bulunduğu soruşturma ve iddiaların TSK’de görev yapmakta olan her kademedeki personelin moral ve motivasyonu üzerinde olumsuz etkiler yaratmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin web sitesi olan www.tsk.tr sitesinde TSK vazifesi; TSK’nın vazifesi Anayasa ve yasalarla belirlenmiş olup, 2000’li yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri, yeni güvenlik sorunlarına ve krizlere uygun şekilde reaksiyon göstermek, belirsizliklere karşı hazır olmak, iç ve dış tehdit ve risklere karşı ülkenin güvenliğini sağlayabilmek için; Caydırıcılık, Güvenlik / Harekat Ortamının Şekillendirilmesi, Savaş Dışı Harekat (Barışı Destekleme Harekatı, Doğal Afet Yardım Harekatı ve İç Güvenlik Harekatı), Kriz Yönetimi, Sınırlı Güç Kullanımı, Konvansiyonel Harp, gibi faaliyetleri icra etmektir.” olarak ifade edilmektedir.

Aynı bölümde hedef olarak;  “Global ve bölgesel dengelerin henüz tam olarak oluşmadığı içinde bulunduğumuz politik ve askeri ortamda, bölgemizde ve dünyada barış ve istikrara katkıda bulunmanın yanı sıra, iç ve dış tehditlere karşı ülke savunmasını sağlayacak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, yeniden yapılanmasında aşağıdaki kabiliyetlerin idame edilmesi ve geliştirilmesi hedeflenmektedir.” tespit edilmiştir.

İlk görev ise Caydırıcı askeri gücün idamesi olarak belirtilmiştir. “Caydırıcı Askeri Gücün İdamesi”  mevcut personelin moralinin korunması ve geliştirilmesi anlamını da taşır ve Genelkurmay Başkanından başlayarak tüm sıralı amirlerin görevi arasındadır.

Genelkurmay Başkanı’nın gerek yukarıda açıklanan gerekse İç Hizmet ve kanunundan kaynaklanan görevi personelinin moral ve motivasyonunu yüksek tutarak her an göreve hazır olmalarını temindir.

Basın açıklamalarının yapıldığı dönemde devam eden soruşturma ve operasyonlar hakkındaki bir kısım basın yayın organı tarafından maksatlı yayınlar yapılmıştır.

31.07.1970 tarih ve 1324 sayılı Genelkurmay Başkanının Görev ve Yetkilerine Ait Kanun’un 1. maddesine göre Genelkurmay Başkanı “Barışta ve savaşta Silahlı Kuvvetlerin Komutanı”dır. Emekli Orgeneral Mehmet İlker Başbuğ Türk Silahlı Kuvvetleri personelini olumsuz etkilediğini değerlendirdiği yayınlara karşı 4 basın açıklaması yaparak görevini sürdürmekte olan personelin moral ve motivasyonunu korumak istemiştir.

Röportaj ve açıklamaların soruşturmaları hedef alma amacı yoktur, bilakis müvekkilin görev süresince soruşturma savcılıklarından gelen taleplerin tamamı gecikmeksizin karşılanmıştır.

Yapılmış basın açıklamaları kara propaganda olarak değerlendirilmesi bu tespitin bilimsel olmadığının kanıtıdır.

Şöyle ki;

Kara propaganda, tanımı gereği kaynağı gizlidir ve sinsice yürütülür. Kaynağın gizliliğine büyük bir önem verilir. Kaynak gizli kaldıkça; yalanlar, rivayetler, şayialar, dedikodular esrarengiz bir şekilde hızla yayılır.

Kara propaganda yalanlar, dedikoduların gizli bir kaynak tarafından yayılması suretiyle yapılır. Bunun sebebi yapılan yayının gerçek olmadığı ortaya çıktığında kaynağın hiçbir itibarının kalmamasıdır.

İnternet gibi açık kaynaklarda da tanımı bulunan ve yukarıda tanımı verilen kara propagandanın kamu görevlisi tarafından yapılması mümkün değildir.

Bu basın açıklamalarının Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye teşebbüs iddiasi ile ilişkisi görülememiştir.