7 Haziran 2013 Tarihli Celse

Duruşma tutanağının 42. Sayfası

Mehmet İlker Başbuğ: Türk ordusu milli ordudur.


Mehmet İlker Başbuğ: Ülkemizde yaşanan ve yaşanmakta olan bu olayları ileride sebep sonuç ilişkilerine dayanarak yazacak tarihlere tarihçilere yardımcı olmak üzere ilk önce bugün burada bazı düşünce ve değerlendirmelerimi tarihe not düşmek üzere ifade etmeyi bir görev olarak kabul ediyorum. Yüce Türk Milleti Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Türk ordusunu senin askerine karşı duyduğun güven ve sevgi üzerine inşa etmişlerdir. Bu ordu senin güven ve desteğinle adeta yoktan var edilmiştir. Bu ordu ordunun riskler ve tehditlerle dolu Jeopolitiğinde İstiklal savaşından bugüne kadar geçen sürede canı ve kanı pahasına hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak senin güvenliğini sağlamıştır. Bu ordu böylece senin güvenine mazhar olmuş gönlünde de şerefli bir konum elde etmiştir. Türk ordusu milli ordudur. Çünkü vatanın her karış toprağından gelen vatan evlatları bu orduda kendilerine yer bulurlar. Bu orduda ehliyet ve liyakat esastır. Irk, din ve mezhep gibi farklılıklar asla gözetilmez. Bu ordunun bütün personeli her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışındadır.

Duruşma tutanağının 44. Sayfası

Mehmet İlker Başbuğ: İsimsiz ve imzasız ihbar mektuplarına, bir yerlerde hazırlanmış düzmece dijital verilere, gizli tanık ifadelerine dayanılarak, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline yönelik ortaya iftiralar atılmış, suçlamalar ileri sürülmüştür

Mehmet İlker Başbuğ: Özellikle 2009 ve 2010 yıllarında, isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarına, bir yerlerde hazırlanmış düzmece dijital verilere, gizli tanık ifadelerine dayanılarak, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline yönelik ortaya iftiralar atılmış, suçlamalar ileri sürülmüştür. Adeta hakarete varan ifadelerle Türk Ordusunun tümü suçlu olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Bu durum elbette personeli tedirgin etmiş ve moralini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu haksız saldırılar karşısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin korumasız bırakılması ve kamuoyunun doğru bilgilerle donatılması görevi, Türk Ordusunun Komutanı olarak Genelkurmay Başkanına aittir. Ben de, bu yapılan haksız saldırılara karşı sorumluğum ve yetkilerim içinde kalarak, bütün gücümle mücadele ettim. Bu çerçevede 26 Haziran 2009 günü söylediğim gibi, elde mevcut olan duyumlar ve bilgileri ilgili makamlarla paylaştım. Yapılması gereken hususlara ilişkin düşünce ve önerilerimi de kendilerine ifade ettim. Ben yaptıklarımın bulunduğum makamın bana yüklediği görev ve sorumluluklar içinde olduğunu düşündüm. Bugün de aynı düşünceyi taşımaktayım. Bugün ben terörle mücadeleye etkin biçimde katılan çok sayıda askeri personelin ve Cumhuriyetin kazanımlarının ve sorumluluklarının farkında olan çok sayıdaki aydının bu davada sanık olarak yargılanmalarını bir tesadüf olarak görmüyorum. Bugün 457 emekli ve muvazzaf asker tutukludur 457. Çeşitli dava ve soruşturmalarda 2000 civarında askerin ismi geçmektedir. Balyoz isimli dava kullanılarak, Silahlı Kuvvetlerden çok sayıda askeri personelin tasfiye edilmesini tesadüf olarak görmüyorum. Bu sayılar bazıları tarafından önemsenmeyebilir ancak bu rakamın niteliği önemlidir. Bugünün ve yarının komuta kademelerinde yer alabilecek niteliklere sahip olan bütün personel ordudan uzaklaştırılmıştır. Aziz milletim buraya kadar size anlatmaya çalıştığım nokta şudur, Türk ordusunun zayıflatılması, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ilgilendiren bir sorundur. Bu durum sadece ve sadece düşmanlarımızı memnun eder.

Duruşma tutanağının 45. Sayfası

Mehmet İlker Başbuğ: Devletimizin ismi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Milletimizin ismi ise Türk milletidir.

Mehmet İlker Başbuğ: Tarih boyunca kurulan ve yok olan ve varlıklarını sürdüren bütün devletlerin ve milletlerin isimleri olmuştur. Anadolu’da bir güneş gibi doğan ve parlayan devletimizin ismi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Milletimizin ismi ise Türk milletidir. Bu isimler üzerinde fırtına kopartılmaya çalışılmasını anlamak mümkün değildir. Bu fırtınayı kopartanlara soruyorum, sizin gerçekten sorununuz bu isimlerle mi? Fransa’da vatandaşlara Fransız, Almanya’da vatandaşlara Alman denildiğini neden görmezden geliyorsunuz? Bu isimlendirme onların Fransız veya Alman milletinin bir ferdi, bireyi olduğunu göstermiyor mu? Türkiye için de durum aynı değil mi? Yoksa sorununuz Türkiye’yi bölgesinde ve dünyada farklı ve güçlü konuma getiren, Türkiye’ye özgün bir karakter kazandıran, Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde yükseldiği üç temel direk olan ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet yapısıyla mı?

Duruşma tutanağının 46. Sayfası

Mehmet İlker Başbuğ: Adalet mülkün, yani ülkenin, temelidir. Temelin, zeminin sallanması bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felakettir.

Mehmet İlker Başbuğ: Yaşanılan ülkedeki adalet sistemi ve uygulamaları da ülkenin zeminini, temelini oluşturur. Mahkeme salonlarında, insanların gözüne çarpan ilk şey nedir? Adalet mülkün, yani ülkenin, temelidir. Temelin, zeminin sallanması bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felakettir. Böyle bir durumda toplum belirsizlik duygusuna kapılır, yarınlarına ilişkin güvensizlik ve emniyetsizlik duymaya başlar. Bu duygular içine girmek, bir gemide sisler içinde yol alırken, her an sizi bekleyen aysberg olduğunu ve ona çarpıp batacağınızı düşünmeniz gibidir. İşin kötüsü, siyasetçiler de bu denizde son hızla ilerlemekte olan gemiye de pek hakim değildirler. Eğer bir ülkede, bir Genelkurmay Başkanı görevi başında iken, görevi başında iken aynı zamanda terör örgütü yöneticisi olmakla da suçlanabiliyorsa, oldu mu? Oldu, yapılan kamuoyu araştırmalarında, örneğin Balyoz ismiyle bilenen davada olduğu gibi açıklanan mahkeme kararını adil bulmayanların ezici bir çoğunlukta olduğu, oldu mu ankette? Var ve halen devam eden davalarda suçlananların büyüdüğü, adaletin ise küçüldüğü görülüyorsa toplum ve yetkililer bu yapılanlara sıradan olay gibi bakmaya devam edemez.

Duruşma tutanağının 49. Sayfası

Mehmet İlker Başbuğ: Bu mütalaaya hiçbir itibarim yoktur. Bu konuda size söyleyeceğim başka bir şey yoktur.

Mehmet İlker Başbuğ: Bütün bu yaşananlar, 27 Mart 2012 günü savunma yapmamaya karar vermemin ne kadar doğru olduğunu bana bir kez daha gösterdi. Bugün de, aynı noktadayım. İddianameye ilişkin düşüncem, mütalaa için de geçerlidir. Bir Genelkurmay Başkanı ve Türk Ordusu hakkında iddianame ve mütalaa ile ileri sürülen suçlamaların, siyaseten devlete de yöneltilen son derece ağır ve haksız ithamlar olduğu aklıselim sahibi herkes tarafından görülmüş ve kabul edilmiştir. Gerçek durumu bütün çıplaklığı ile bilmelerine rağmen, çıkar ilişkilerindeki dengeleri koruma pahasına bugün ortadaki bu vahim durumu, sonuçları ile birlikte anlamamakta ve görmemekte ısrar edenler, onlara da şunu soruyorum en azından vicdanen nasıl huzura kavuşabileceksiniz? Bütün bu nedenlerle bu mütalaaya da hiçbir itibarim yoktur. Bütün bunlara rağmen benden hala savunma yapmamı mı istiyorsunuz? Böyle bir dava sebebiyle karşınıza çıkarılmış olmam, benim için cezaların en büyüğüdür. Bu konuda size söyleyeceğim başka bir şey yoktur.

Mehmet İlker Başbuğ: Ne yapacaksanız, bana yapınız. Buradayım. Dimdik ayaktayım.

Mehmet İlker Başbuğ: 29 Ekim 1938 günü Cumhuriyet Bayramı nedeniyle ebedi başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk ordusuna gönderdiği mesajda yer aldığı şekilde, Türk vatanının, Türk milletinin şan ve şerefini her türlü tehlikelere karşı korumakla görevlendirilen Türk ordusunun, kendisine verilen vazifeleri her an ifaya hazır ve amade bulundurmak üzere, etmiş olduğum yemine sadık kalarak tüm varlığımla çalıştım. Bundan da asla pişmanlık duymadığım ve duymayacağım. Her zaman doğruların yanında olduğum ve hareket ettiğim için vicdanım rahattır. Gerçekleri bugün olsa da tarih haykıracaktır. Tarih sussa, hakikat susmayacaktır. Sözlerimi, tarihe bir not düşerek tamamlayacağım. Bunu da zorunlu bir görev olarak görmekteyim. Eğer internet andıcı adlı sanal davanın asıl amacı ki ben öyle olduğunu düşünüyorum Genelkurmay Başkanlığı karargahında benim komutam altında çalışan ve sadece yasal bir belge olan internet andıcı üzerinde parafeleri bulunan sivil memurundan orgeneraline kadar olan personelin adeta üzerlerine basarak Genelkurmay Başkanına yani bana ulaşmak ise bu silah arkadaşlarımı bırakınız gitsinler ne yapacaksanız bana yapınız, buradayım ve dimdik ayaktayım.